Cuma Hutbesi

İnsan Haysiyeti

06 Kasım 2026

﴾قال الله تعالى: ﴿لَقَدْ خَلَقْنَا الإِنْسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ

﴾قال رسول الله ﷺ: ﴿إِنَّ اللهَ لَا يَنْظُرُ إِلٰى صُوَرِكُمْ وَأَمْوَالِكُمْ، وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَاَعْمَالِكُمْ

Muhterem Mü’minler,

Bugünkü hutbemiz, “İnsan haysiyeti” yani insan şerefi hakkındadır. İnsan Allah tarafından yaratılmış en şerefli varlıktır. Diğer varlıklara verilmeyen sayısız özellik ve üstünlükler insanoğluna verilmiştir. Yüzü aşağı gelecek şekilde yaratılan diğer canlılardan farklı olarak dik yaratılması, kendisine eşyayı kavrayabilen el ve parmakların verilmesi, meramını düzgün bir şekilde ifade edebileceği dile sahip olması, iyiyi kötüden ayırabilecek akıl nimetiyle donatılması  bu üstünlükler cümlesindendir.

Muhyiddin ibn-i Arabi Hazretleri şöyle der: “Allah-ü Teâlâ’nın insandan daha güzel bir mahluku yoktur. Zira Allah (c.c.) onu canlı, alim, güç kuvvet ve irade sahibi, konuşan, işiten, gören, işlerini ayarlayabilen ve hikmet sahibi olan bir varlık olarak yaratmıştır. Bu sıfatlar, (insanoğluna emaneten verilen) Allah’ın sıfatlarıdır.”[1]

İnsana ait tüm vasıfların ötesinde öyle bir sıfat vardır ki, kişiyi 'insan-ı kâmil' mertebesine ulaştıran yegâne unsur odur: İlim. İnsan, ilme değer verdiği ölçüde yücelir; ondan uzaklaştığı nispette ise alçalır.

Nitekim Üstazımız Süleyman Hilmi Silistrevi Hazretleri bu hakikati şöyle dile getirmiştir:

“Oğlum ilimsiz ibadetin tadı olmaz. Tek kanatlı kuş uçmaz. İnsanların dünyaya dalıp, istikbâl sevdasına düştükleri şu günde, Mevla'nın ilmini okuyacağız. O, insana iki cihanda izzet ve şeref veren âlî bir iştir.”[2]

Nitekim Cenab-ı Hak bu hakikati Tin Suresinin 4. ayetinde şöyle ifade buyurur: “Biz insanı hakikaten en güzel biçimde yarattık.” Fıtratta, yani yaratılışta var olan bu şerefli vasıflar değişmez kaydı ile verilmemiş, insan tarafından korunup kollanması şartına bağlanmıştır. Bu değerli emaneti muhafaza edemeyen, onu isyan ve kötülüklerle körelten kimseler hakkında da aynı surenin 5. ayetinde şöyle buyurulur: “Sonra onu (isyanı sebebiyle) aşağıların aşağısına çevir(ip indir)dik.”

 Muhterem din kardeşlerim,

Kendi varlığının değerini bilmeyen, yaratılışındaki hikmeti tefekkür etmeyip varlık gayesinin dışına taşarak  fıtratını kirleten kimse, haysiyetine zarar verdiği gibi başkasının haysiyetine de itibar etmez. Hz. Ali kerremellahü vechehü Efendimiz bu hususta bizleri şöyle ikaz eder: “(Ey insan!) İlacın senin içindedir, fakat görmüyorsun. Hastalığın da kendindendir; farkında değilsin. Kendini küçük bir cisim mi zannedersin? Halbuki sende en büyük âlem dürülmüştür.”

İslam dini insanları, teninin rengine, ırkına, cinsiyetine, fakirlik ve zenginliğine göre değil de özünde ve fıtratında var olan değerli cevheri koruyup koruyamadığına göre değerlendirir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i şeriflerinde: “Allah-ü Teâla sizin şekillerinize ve mallarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize nazar eder”[3]  buyurmuştur.

Hz. Ömer devrinde Mısır valisi olan Amr bin As Hazretlerinin oğlu Mısırlı bir kıpti ile at yarışı yapmış, sonunda kıbti, Hz. Amr’ın oğlunu geçmişti. Mağlup olmaya tahammül edemeyen valinin oğlu kendisinin soylu anne babanın oğlu olduğunu ileri sürerek kıptiyi kırbaçlamıştı. Kıpti bir vesile ile Medine’ye gelip Halife Hz. Ömer’e şikâyette bulundu. Hz. Ömer (r.a.) Amr bin As’a bir mektup yazarak oğlu ile birlikte Medine’ye gelmelerini emretti. Yaptığı tahkikat neticesinde şikâyet edenin haklı olduğunu tespit eden Hz. Ömer, kıptinin eline kırbacını vererek Amr bin As’ın oğluna vurmasını emretti. O da kendisine vurulan kırbaç kadar vurarak hakkını almış oldu. Hz. Ömer (r.a.) Amr bin As’a; “Annelerinin hür dünyaya getirdiği insanları ne zamandan beri köle yaptınız?” diye sitem etti.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) veda hutbesindeki şu sözleri ne kadar manidardır:

“Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Âdem de topraktan yaratılmıştır. Allah katında en üstününüz takvada en ileri olanınızdır. Arabın acem üzerine, beyazın siyah ve siyahın beyaz üzerine hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.”

Değerli Mü’minler, İslam Kültür Merkezleri Birliği olarak hac ve umre kayıtlarımız devam etmektedir. Sene sonuna kadar umre yapmak isteyen kardeşlerimizin bir an evvel müracaat etmeleri gerekmektedir. Bu hususta ilgili kurumlarımıza başvurabilirsiniz.

 

[1] Kurtubi, Tin suresi 4. Ayetin tefsiri

[2] Hatıratım, Ali Erol

[3] Sahihu’l-Cami, 1862